Avrupa, artan gaz krizi nedeniyle uzun, soğuk ve çok pahalı bir kışa hazırlanıyor. Kriz enerji maliyetlerinin hızla yükselmesine neden olurken, başta gıda olmak üzere birçok emtia fiyatları anormal yükseldi. Derinleşen ve derinleşen krizin nedenleri arasında birçok karmaşık parametre yer almaktadır. Küresel sağlık krizinin ardından “kademeli normalleşme” sürecine giren dünya, pandemi sonrası artan tüketici talepleri karşısında adeta kilitlendi. Dünya pazarının hareketlenmesi, başta Çin olmak üzere Asya’daki birçok ihracatçı ülkenin enerji ihtiyacının artmasına neden olmuştur. Enerji ihtiyacı arttıkça fiyatlar yükselmeye ve rekabet yoğunlaşmaya başladı. Asya ülkelerinden artan doğal gaz ve petrol talebi karşısında Avrupa’nın tedarikçi ülkeleri dezavantajlı bir konuma düştü. Ayrıca küresel nakliye ağlarında aksamalara neden oldu. Örneğin, Birleşik Krallık’taki ulaşım kriziyle mücadele etmek için silahlı kuvvetler personeli, ayın başından itibaren benzin istasyonlarına yakıt taşımaya başladı. Bu durum doğal olarak piyasalara da yansırken, ürünlere erişim kısıtlı ve fiyatlar arttı. Öte yandan, Paris İklim Anlaşması’nın “yeşil ekonomi” hedefi çerçevesinde karbon oranlarını düşürmek için termik santraller ve fosil yakıtlara getirilen kısıtlamalar, petrol fiyatlarının yüzde 60 oranında artmasına neden oldu. Uzmanlar, “yenilenebilir geçiş stratejisinin” şu anda Avrupa’nın enerji ihtiyacının çok küçük bir bölümünü kapsadığını söylüyor. Dünyanın en büyük doğalgaz ihracatçısı olan Rusya’nın Avrupa’nın “bağımsız enerji” fikrinden yana olmadığı da biliniyor. Bu tablo enerji krizinin nedenleri arasında yer alıyor. Birçok insan, enerji krizinin faturaları nasıl etkileyeceğini daha çok merak ediyor. ‘RAFLARDAKİ TARİH KİTABI HER ZAMAN TEKRAR EDİLİR’ Yaşadığımız dönem 1973 Petrol Krizi’ni andırıyor.Kısacası bu dönemde Arap Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OAPEC) Batı’ya petrol satışını durdurdu. 1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında İsrail’i destekleyen devletler.Aynı yıl petrol fiyatları anormal yükseldi, borsa çöktü ve etkileri uzun yıllar sürecek bir kriz dönemine girildi. O günlerden bir ses bize tarihin tekerrür edeceğini hatırlatıyor. Siyasi ve kültürel gerilimin hakim olduğu 1974 Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazanan İsveçli pop müzik grubu ABBA’nın “Waterloo” şarkısındaki “Raftaki tarih kitabı / Her zaman kendini tekrar eder” sözleri dolu. Bu noktada yaşadığımız krizlerin olası sonuçlarını hatırlatmaktadır. AVRUPA’DA ENERJİ KRİZİ NASIL GÖRÜNDÜ? Evet, tarih tekerrürden ibarettir; Ancak onlarca yıldır bu tür bir enerji kriziyle karşılaşmayan ve enerjisiz bir dünya düşünmekte bile güçlük çeken yeni nesiller için bu görüntü neredeyse şok edici. İngiltere’de metrelerce uzunluktaki petrol hatları, boş pazarlar, tasarruf için elektrik kesintileri ve ısınma sorunları yaşama olasılığı “kıyamet sonrası” bir durum olarak görülüyor. Ayrıca krizin ekonomi, ulusal güvenlik, çevre ve halk sağlığı üzerindeki kalıcı etkileri bugünden tahmin edilememektedir. Dış Politika yazarı Brenda Shaffer, Avrupa’nın enerji piyasasının yeniden yapılandırılması için ciddi diplomatik ve bütçesel çabalar harcandığını, ancak gelinen noktada ciddi bir başarısızlık olduğunu söylüyor. ve önemli soruyu soruyor: “Avrupa kendi enerji krizini nasıl yarattı ve bu sonuç diğer ülkeler için ne gibi dersler sunuyor?” Doğal gaz krizi kesinlikle en çok İngiltere’yi vurdu. Brexit ile birlikte Avrupa Birliği (AB) iç enerji piyasasından ayrılan ve yeni bir rotaya giren İngiltere, gündemine karbon emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtların sınırlandırılması ve yenilenebilir enerji sektörünün genişletilmesi gibi konuları koymuştu. İngiltere’nin iki seçeneği var: Ya karbon vergilerini ertelemeyecek ve böylece 2021’de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) sırasında verdiği sözleri tutarak iç piyasayı kırılgan hale getirmeyecek ya da fosil yakıtlar için sübvansiyonları yeniden ayarlayacak. yetersiz alternatif enerji kaynakları nedeniyle termik santraller. DOĞALGAZ KRİZİNDE HOLLANDA’NIN ROLÜ NEDİR? Peki, Avrupa Birliği bu tür krizlerin önüne geçmek için nasıl bir yol izledi? AB belirleyici oldu