İTÜ Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen üçüncü Sagalassos toplantısında, “Pandemi sonrası ekonomik toparlanma: ne yapmalı?” Başlıklı oturumda konuşan Kara, 2011 yılından sonra Merkez Bankası üzerindeki siyasi baskının arttığını ve bağımsızlığını kaybettiğini vurgulayarak, 2013 yılı sonunda bankaya güven eksikliği olduğunu söyledi. TCMB üzerindeki siyasi baskının en çok 2016 sonrasında sermaye çıkışlarının hızlandığı dönemlerde hissedildiğini anlatan Kara, şöyle devam etti: “Normalde Merkez daha sıkı bir para politikası izlemeliydi. O zaman siyasi bir karar alındı, daha fazla büyüme istiyoruz, cari açığın çok fazla olmaması gerektiği söylendi. Bu tercih edildiğinde enflasyon arttı. Sonuçta bu siyasi bir tercihti. Cari dengeyi kurtarmak isterken enflasyonu feda ettik” dedi. uzun vadeli ve kronik yüksek enflasyon. Enflasyonu kontrol altına almak için bir bedel ödemeniz gerekiyor” dedi. Fiyat artışlarının devam ettiğini ve resmi enflasyonun yüzde 20 olduğunu hatırlatan Yılmaz, asgari ücretin yüzde 30 artması halinde önümüzdeki yıl enflasyonun yüzde 40’a çıkabileceğini söyledi. Yılmaz, torunlarımızın bu anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu ile sorunlar yaşayacağına da dikkat çekerek, “Çağdaş bir anayasa ve iş kanunu yapmak gerekiyor. Aksi takdirde bu yüksek enflasyonu yaşamaya devam edeceğiz” dedi.