CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu akşam Antalya’da düzenlenen “Z Kuşağı Atatürk’ü Konuşuyor” etkinliğine katıldı. Muratpaşa Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde Antalyalı genç şarkıcı Görkem Durmaz ve sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan Murat Sakoğlu ile Asena Kızılarslan, sosyal medyadan aldıkları soruları Kemal Kılıçdaroğlu’na aktardı. Antalya sosyal medya fenomeni “Marul Kafa”nın da izleyicilere soru sorduğu etkinlikte Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet tarihinde ve dünya tarihinde ilk kez bir Hükümet göndereceğiz. seçimlerle otoriter 6 milyon 300 bin genç Türkiye’nin kaderini değiştirecek.Siyaset tarihine o hediyeyi verme şansın var. ”Bu senin. Ülke iyi yönetilmiyor, biliyorum ve sen de biliyorsun. .bilgisayarın fiyatı,oyun konsolunun fiyatı bu,bir sürü şey… Hepsini ithal ediyoruz, asıl sorunumuz bu.Türkiye neden kendi üretmiyor?Üniversiteleri var, araştırmaları da var. Ama üniversite hocaları farklı düşündükleri için üniversitenin üniversite olmaktan çıktığı kararıyla atanırsa üniversiteyi üniversite yapan şey tartışmanın odak noktasıdır her türlü özgür tartışmadır üniversitede fikirler. Almanya örneğini vereceğim. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya yıkıldı. Amerikalı general Alman generale “Almanya’da taş kalmadı, Almanya bir daha sırtını doğrultamaz” der. Alman general, Amerikalı generale “Evet, haklısın. Almanya’da dokunulmamış taş kalmadı, ama bir şeyi unutma. Almanya’nın üniversiteleri ayağa kalktı.’ Ve Almanya bugün Avrupa Birliği’nin en güçlü ülkesi. Bu nasıl oldu? Üniversiteniz sayesinde. Hepsi eğitim.”“ Dün Türkiye’de hukuk fakültesini bitirip İngiltere’ye giden, iş hukuku alanında yüksek lisans ve ardından doktora yapmış genç bir avukat iş arıyor, ‘Asgari maaşla iş bulabilir miyim? ?’ söyleyerek. Türkiye’nin hızla vasatlaştığını tüm gençler unutmamalıdır. Vasat olmak çok tehlikeli ve vasatlaşarak Türkiye katma değeri yüksek ürünler üretemeyecek noktaya gelebilir. Üniversitenin katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi için bilgi üretmesi gerekmektedir. Sanayici, üretilen bilgiyi somut bir metaya dönüştürür. Bu yüzden üniversiteler çok ama çok değerlidir. Şu anda tüm illerimizde üniversiteler var. Bunlar gerçekten üniversiteler mi? Hukuk fakültesi var, hukuk öğretecek profesör veya doçent yok. Kitlelerin oylarını almak için bütün illerde üniversiteler kurduk. Akademik kadronuz var mı, yok mu? Böyle olmak zorundaydı. Türkiye her yıl en az 10.000 öğrenciyi doktora yapmak için yurtdışına gönderiyor, doktorasını yapıyor, sonra Türkiye’ye geliyor, sonra üniversite kuruluyor. Bundan sonra adı üniversite oluyor. Bu üniversitenin laboratuvarı var mı? Kars’a gittim, Kars üniversitesinde tıp fakültesi var. Ama bütün hastalar Erzurum’a gidiyor. Adı var mı, rozeti var mı, diploması var mı, tıp fakültesi ya da tıp fakültesi var mı, profesör var mı yok mu, ekip var mı yok mu ama iyi bir tıp fakültesi mi? “”. Çiftçiye zarar vermeyen bir model uygulamanız gerekiyor. Bu modele “Maliyet artı makul kar eşittir taban fiyat” denir. Matematiğin iyiyse, sorun değil. Sulanan araziye mi ekiyorsunuz? Susuz toprağa mı ekiyorsunuz? Diktiğiniz ürünün türü nedir? Dönüm başına bir maliyeti var. Sen üstüne makul bir kâr koyuyorsun ve devlet diyor ki: ‘Sen ekeceksin, maliyet şu, makul kâr şu, ayrıca alıcı bulursan sat, ama bunun altına düştüğünde şöyle alırım. eyalet.’ Böylece çiftçi mağdur olmayacak. Bu modeli getirmeniz gerekiyor. Hollanda, Konya’dan daha küçük bir eyalet var. Hollanda’nın yıllık tarım ürünleri ihracatı 180 milyar doları aşıyor. Devasa Türkiye Cumhuriyeti’nden tarım ürünleri ihracatı 18-19 milyar dolar, bazen daha fazla. Yani bir sorunumuz var. Bunu bahsettiğim modelle değiştirelim. Uşak Şeker Fabrikası yumurta satışı ile kurulmuştur. Şimdi fabrika satıyoruz, yurt dışından tarım ürünleri ithal ediyoruz. Bak nereden nereye geldik. Her köye bir ziraat mühendisi veya ziraat teknisyeni atanmalıdır. Besi yapılan yerlerde veteriner hekim tayin edilmelidir. Toprak analizi gereklidir. Çiftçi hangi ürünü ektiğinde daha yüksek verim alabilir, bunun yapılması gerekir. Tüm bunlar